Herkes Ya Bir Canavar ya da Bir Tanrıdır

İnsan, yeryüzünde kendisini en çok tanımaya çalışan ama belki de kendisini en az tanıyan varlıktır. Tarih boyunca filozoflar, dinler ve bilim insanları insanın özünü açıklamaya çalışmış; kimi onu akıl sahibi bir canlı, kimi toplumsal bir varlık, kimi ise arzularının tutsağı olarak tanımlamıştır. Aristoteles'e atfedilen "Herkes ya bir canavar ya da bir tanrıdır." sözü ise insanın doğasına ilişkin en çarpıcı düşüncelerden birini ortaya koymaktadır. Bu ifade ilk bakışta sert ve kesin görünse de, aslında insanın sınırlarını, potansiyelini ve ahlaki tercihlerini sorgulayan güçlü bir metafordur.

Canavar ile tanrı arasında duran insan, her gün yaptığı seçimlerle hangi yöne doğru ilerlediğini belirler.

Canavar Nedir?
Canavar, yalnızca şiddet uygulayan ya da kötülük yapan kişi değildir. Felsefi anlamda canavar; vicdanını susturmuş, yalnızca kendi çıkarlarını merkeze koymuş, başkalarının acısını hissedemeyen insandır.
Thomas Hobbes'un "İnsan insanın kurdudur." sözü de benzer bir gerçekliğe işaret eder. Kontrol edilmeyen güç, dizginlenmeyen öfke, sınırsız hırs ve açgözlülük insanı yavaş yavaş canavarlaştırır.

Tarih bunun örnekleriyle doludur. Savaşlar, soykırımlar, işkenceler ve büyük yıkımlar çoğu zaman sıradan insanlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Hannah Arendt'in "Kötülüğün Sıradanlığı" kavramı tam da bunu anlatır: İnsan bazen büyük bir nefretle değil, düşünmeyi bıraktığı için kötülüğün parçası olur.
Canavar olmak, insanlıktan uzaklaşmaktır.

Tanrı Nedir?
Buradaki "tanrı", doğaüstü bir varlık anlamında değildir. Daha çok insanın ulaşabileceği en yüksek ahlaki olgunluğu temsil eder.
Merhamet eden...
Affeden...
Adaletli davranan...
Bilgiyi paylaşan...
Kendi çıkarından önce ortak iyiliği düşünebilen...
İşte bu özellikler insanı sıradan biyolojik varlığının ötesine taşır.
Aristoteles'in erdem etiğinde mutluluk (eudaimonia), insanın erdemli yaşayarak potansiyelini gerçekleştirmesidir. Başka bir ifadeyle tanrısallık; kusursuz olmak değil, sürekli daha iyi bir insan olmaya çalışmaktır.
İnsan İkisinin Arasında Bir Yolcudur
Belki de bu sözün en önemli mesajı şudur:
Hiç kimse doğuştan tamamen canavar değildir.
Hiç kimse de doğuştan tanrı değildir.
İnsan her gün yeniden şekillenir.
Verdiğimiz kararlar...
Söylediğimiz sözler...
Öfkemizi nasıl yönettiğimiz...
Güç karşısındaki tavrımız...
Başkalarının hakkını gözetip gözetmediğimiz...
Bütün bunlar bizi iki uçtan birine doğru taşır.
Nietzsche'nin "İnsan, hayvan ile üstinsan arasına gerilmiş bir iptir." sözü de aynı düşüncenin farklı bir ifadesidir. İnsan tamamlanmış bir varlık değil, sürekli oluş hâlindedir.

Güç Karakteri Ortaya Çıkarır
İnsan zayıfken iyi görünmek kolaydır. Asıl soru şudur:
Yetki eline geçtiğinde nasıl davranacaksın?
Kimsenin seni denetlemediği anda ne yapacaksın?
İşte canavar ile tanrıyı birbirinden ayıran nokta burasıdır.
Platon'un Gyges Yüzüğü hikâyesi bunu anlatır. Eğer görünmez olsaydın ve yaptıklarının hiçbir sonucu olmayacağını bilseydin yine adil davranır mıydın?
Gerçek karakter, ceza korkusunun olmadığı yerde ortaya çıkar.

İçimizdeki Savaş
Modern psikoloji de insanın içinde karşıt eğilimlerin bulunduğunu kabul eder. Freud bunu id, ego ve süperego ile açıklarken; Jung insanın "gölge" yönünden söz eder. Her bireyin içinde bastırılmış karanlık taraflar vardır. Ancak önemli olan bu karanlığı inkâr etmek değil, onu tanıyıp yönetebilmektir.
İnsan içindeki canavarı tanıdığı ölçüde ona teslim olmaz.
Kendi karanlığını görebilen kişi, başkalarına ışık olmayı öğrenebilir.

Sonuç
"Herkes ya bir canavar ya da bir tanrıdır." sözü, insanları iki kategoriye ayırmak için söylenmiş bir yargı değildir. Bu ifade, her insanın içinde hem yıkıcı hem de yüceltici bir potansiyelin bulunduğunu hatırlatan güçlü bir uyarıdır.
Hayat, aslında bu iki güç arasındaki sessiz mücadeleden ibarettir.
Her öfke anında...
Her çıkar çatışmasında...
Her vicdan muhasebesinde...
İnsan yeniden seçimini yapar.
Belki de gerçek soru şu değildir:
"Ben canavar mıyım, yoksa tanrı mı?"
Asıl soru şudur:

"Bugün yaptığım seçimler beni hangisine biraz daha yaklaştırıyor?"

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gezegen İçin Son Çağrı - İklim Eylemi ve Sürdürülebilir Kalkınma

Strateji ve Sürtünme (Friction)

Zamanı Bükebilen Teknoloji - Gerçek Zamanlı Veriyle Geleceği Yazmak